Acı konuşacağım ama bugün de böyle… Benim söyleyeceklerim eminim küçük bir çocuğun açlığından daha acı olmayacak…
Okulda arkadaşına “Sana en sevdiğim tokamı vereyim bana yemeğini verir misin?” diyen çocuğu eminim okumuşsunuzdur. Çocuk okula beslenme götüremiyor ve aç, arkadaşından yemek istiyor… Okuduğumda boğazım düğümlendi, gözlerime yaşlar doldu… Böyle bir durumdan daha acı değil başka şeyler yani…
Dr. Ira Byock’ın, antropolog (insanbilimci) Margaret Mead ve öğrencisi arasında geçen bir konuşmayı anlattığı bu yazıyı okuduğumda çok etkileyici buldum ve çevirip sizlerle paylaşmak istedim.
“Yıllar önce antropolog Margaret Mead’e bir öğrencisi tarafından, antik bir kültürde uygarlığın ilk işaretinin ne olduğu sorulur.
Öğrencisi Mead’in, balık oltaları, çanak çömlekten kaplar veya yontulmuş taşlardan bahsedeceğini düşünür.
Oysa öyle olmaz. Mead antik bir kültürde ilk uygarlık işaretinin kırılmış ve tekrar iyileşmiş bir uyluk kemiği olduğunu açıklar.
Hayvanlar aleminde herhangi bir hayvanın bir kemiği kırıldığında bunun ölümle sonuçlandığını söyler .
Kırık kemikle tehlikeden kaçamazsın, gidip nehirden su içemezsin veya yiyecek için avlanamazsın. Artık yırtıcı hayvanlar için sadece et haline gelirsin. Hiçbir hayvan kırılan kemiği iyileşene kadar hayatta kalamaz.
İyileşmiş bir kırık uyluk kemiği, bir başka kişinin düşmüş ve yaralanmış kişiyle zaman geçirdiğinin, yarayı sardığının, onu güvenli bir yere taşıdığının ve iyileşene kadar onunla kaldığının kanıtıdır.
Margaret Mead öğrencisine cevap olarak, uygarlığın zor durumda birine yardım etmekle başladığını söyler.
Bizler başkalarına hizmet ettiğimizde, en iyi halimizde oluruz.”
‘Uygarlığın başladığı nokta, başkalarına yardım etmek, hizmet etmektir.’ diyen antropolog Margaret Mead ve bu konuyu dile getiren Dr. Ira Byock bugün bize bu güzel hatırlatma ile ışık tutuyor bence…
Bizler başkalarına yardım ettiğimizde, bunu saf bir kalple, iyi niyetle yaptığımızda, bu iyilik hem o kişiye hem de bize mutluluk getirir… Evrenden bize iyilik olarak geri döner… Hayatımıza iyilik, mutluluk katar.
Uygarlığın başlangıç noktası olan iyilik ve yardım, dünyanın hala dönüyor olmasını, uygarlıkların hala sürüyor olmasını da sağlayan ana faktördür işte…
Ve bizlerin, dünyada daha mutlu yaşamamızı, birlikte el ele daha iyi bir hayat yaratmamızı sağlayan ana faktör…
Sevgiyle,
İpek
Cihan Bilgin
31.08.2022
İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:
Amerikan
Geriatri Dergisi’nde (Journal of the American Geriatrics Society) yayınlanan, uzun ömür ve iyimserlik arasındaki ilişki
üzerine yapılan bir araştırmaya göre, diyet kalitesi, fiziksel aktivite, vücut
kitle indeksi (BMI), sigara ve alkol tüketimi gibi sağlıklı yaşam faktörleri
uzun ömür ve iyimserlik arasındaki ilişkinin dörtte birinden daha azını
oluşturuyor. Araştırma faklı ırklardan ve geçmişlerden gelen yaklaşık 160,000
kadın üzerinde yapılmış.
Amerika’daki
Harvard T.H. Chan School of Public Health’ten araştırmacıların görev aldığı
çalışmanın başında Hayami Koga yer alıyor. Koga araştırmayı şu şekilde
özetliyor:
“İyimserliğin
kendisi sosyal yapısal faktörler tarafından şekillendirilebilse de,
bulgularımız iyimserliğin uzun ömür için faydalarının ırksal ve etnik gruplar
arasında geçerli olabileceğini gösteriyor.”
Uzmanlar,
iyimserliğin hayatın stres faktörlerini görmezden gelmek anlamına gelmediğini
söylüyor. İyimser insanlar, olumsuz şeyler olduğunda, kendilerini suçlama
olasılıkları daha düşük ve engelleri geçici ve hatta olumlu olarak görme
olasılıkları daha yüksek olduğu için, olumsuz engellere takılmadan
geçebiliyorlar. İyimserler ayrıca kaderleri üzerinde kontrol sahibi olduklarına
ve gelecekte iyi şeylerin olması için fırsatlar yaratabileceklerine de
inanıyorlar.
Ayrıca
farklı araştırmalara göre, iyimser olmak sağlığı da iyileştiriyor.
İyimserlik
ile daha sağlıklı beslenme ve egzersiz davranışlarının yanı sıra daha iyi kalp sağlığı,
daha güçlü bir bağışıklık sistemi, daha iyi akciğer fonksiyonu ve daha düşük
ölüm arasında doğrudan bir bağlantı bulunmuş…
İşte tüm bu
araştırmalar doğrultusunda bir kez daha anlıyoruz ki iyimser olmak, hem yaşam
kalitesini arttırıyor, hem de yaşamın her alanına olumlu olarak yansıyor… Hatta
yaşam süresine bile…
Tibet’in
ruhani lideri Dalai Lama da iyimserlik için: “İyimser olmayı seçin. Daha iyi
hissettiriyor.” demiş.
İyimserliğin, kendimizi iyi hissettirdiği gibi, artık araştırmalarla yaşamımıza olumlu katkısı da tespit edilmiş durumda.
Siz de eğer
bir iyimserseniz, iyimserliğinizi koruyarak böyle olmaya devam edin…
Tek yapmanız gereken hayatta her an her şeyde, iyimser olmayı, olumlu olmayı seçmek...
Sevgiyle,
İpek Cihan
Bilgin
21.06.2022
(Yazıda kullanılan kaynaklar ve alıntılar: Amerikan Geriatri Derneği Dergisi, CNN, Sözcü Gazetesi)
İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:
Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır