29 Mayıs 2023 Pazartesi

Seçim sonrası duygularımızı fark etmek...

 


Ülkemizde bir seçim geçirdik.

Seçim sonuçlarına baktığımızda görülüyor ki ülkenin hemen hemen yarısı bir adaya, öbür yarısı da diğer adaya oy vermiş. Ve seçimi bir kişi kazandığı için de haliyle şu anda ülkenin bir yarısı sevinçli, bir yarısı üzgün durumda…

Ben insanların olumsuz duygularından arınmalarına, üzüntü, öfke gibi duygulardan kurtulup daha mutlu yaşam sürmelerine destek veren, yardım eden bir iş yaptığım için, ayrıca yaşam felsefem ve yaşam amacım da yine bu doğrultuda olduğu için şimdi o üzgün ve hayal kırıklığına uğramış grup için birkaç şey söylemek istiyorum… Umarım sözlerim size iyi gelir, üzüntü veya hayal kırıklığınızı hafifletir…

Hayatta şahsi olarak pek çok ailevi acılar, ölüm ve kayıplar yaşamış ya da tanık olmuş biri olarak hem deneyimle, hem de 30 yıllık eğitim ve bilgi birikimimle şunu söyleyebilirim ki hiçbir üzüntü, acı ya da öfke kalıcı değil…

Hayat bir akış ve değişim demek ve bu akışın içinde sürekli her şey değişiyor ve bu olumsuz duygular da geçip gidiyor… Bir olumsuz duyguya girdiğimizde bu duygunun içinde oturmak ve bununla hayatın gidişatını ve sahip olduğumuz diğer güzelliklerini bozmak yerine o duygunun geçmesine, akıp gitmesine izin vermek, hatta geçmesine yardımcı olacak, insana iyi gelen şeylerle ilgilenmek daha doğru…

Ben siyasetten anlamam… Yani ilgi alanım değil. Ama ülkemi severim ve iyiliğini isterim… Üstüme düşen neyse de yaparım vatandaş olarak… Ayrıca duygulardan da anlarım… Olumsuz duygular içinde oturmanın da ne insanın kendi hayatına ne de ülkesine faydası olmayacağını iyi biliyorum…

Yani öfke ve hayal kırıklığı, umutsuzluk, çaresizlik, kırgınlık, acı, üzüntü gibi duyguların da ne hayatınıza ne de ülkeye faydası olmayacağını biliyorum… Bunların hissedilmesini de anlıyorum, son derece insanca bu duygular… Ama bu duygular orada durdukça insanın tüm sistemini, ruh ve beden sağlığını, aileyle, çevreyle ilişkilerini olumsuz etkileyecek, hayatın diğer alanlarına yansıyıp bozacaktır…

O nedenle önerim; duygularınızı fark edin ama onların esiri olmayın… Onların hafifleyip geçip gitmesi için kendinizi iyi hissettirecek şeylere odaklanın… Neyi yapmaktan keyif alıyorsanız, ne size sevgi iyilik hissettiriyorsa onlarla ilgilenin…

Olumsuzluğa düşürecek, bu duygularınızı katlayacak haber, insan, söylem ve konuşmalardan da uzak durun derim…

Önce toparlanın, enerjinizi yükseltin… Sonra önünüze bakın… Hayat devam ediyor… Hiçbir seçim son değil… İdareler, yönetimler gelir geçer… Değişir… Hayat mucizelerle, sonsuz potansiyellerle doludur her zaman…

Önemli olan iyilik için çalışmak… Hem kendin, hem ülken, hem dünya için çabalamaya devam etmek…

Sevgiye, iyiliğe, mutluluğa inanmaya devam etmek… Çalışmaya devam etmek… İnandığın yolda ışığını yükselterek çalışmaya devam etmek…
Işık gerçekten yükseldiğinde, sevgi gerçekten yayıldığında zaten her şey tüm dünya için farklı olacak…

Şimdi işte bunu hatırlayarak toparlanıp maneviyata, ruhunuzu yükseltecek iyi şeylere, sevgiye odaklanın...

Siz ne kadar iyi olursanız, enerjiniz ne kadar yüksek olursa ülke de, dünya da o kadar daha iyi ve mutlu bir yer olacaktır emin olun…

Herkese sevgi, iyilik dolu, aydınlık zamanlar dilerim…
Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin
29.05.2023

3 Kasım 2022 Perşembe

Toka...

 


Acı konuşacağım ama bugün de böyle… Benim söyleyeceklerim eminim küçük bir çocuğun açlığından daha acı olmayacak…

Okulda arkadaşına “Sana en sevdiğim tokamı vereyim bana yemeğini verir misin?” diyen çocuğu eminim okumuşsunuzdur. Çocuk okula beslenme götüremiyor ve aç, arkadaşından yemek istiyor… Okuduğumda boğazım düğümlendi, gözlerime yaşlar doldu… Böyle bir durumdan daha acı değil başka şeyler yani…

Sosyal medyada ayrıca her gün öğretmenlerin, yanında yemek getiremeyen çocukları fark edip bunun için bireysel olarak gösterdikleri çabaları kendi yazılarından okuyoruz… Küçücük çocukların aç olması ne demek…

Bana terapiye gelenlerden milyonlar kazanan, geliri çok yüksek insanların bazılarının hiç kimseye, kuruluşa, ihtiyaç sahiplerine, derneklere yardım yapmadıklarına bizzat tanık oldum… (Yardım edenlere de tanık oldum elbet, sözüm onlara değil, beni üzen imkanı olduğu halde yapmayan, düşünmeyenler.) Üç kuruş maaşla çalışıp yardım yapanlara da ayrıca tanık oldum…

Ama genel olarak gördüğüm, gerçekten yardımlaşma bilincinin daha fazla yayılması gerektiği…

Buna bireysel olarak odaklanırsak eminim bu bilinç yayılacaktır… Bu dönemde paylaşmaya, yardımlaşmaya daha çok ihtiyacımız var…

Hepimiz kendimize “Ben bu duruma çözüm olmak için ne yapabilirim? Ben neleri paylaşabilirim?” gibi sorular sorarsak ve paylaşım niyetine, bu bilince odaklanırsak eminim devamı gelecektir… İyiliğe niyetlenmek bile iyiliğe katkıda bulunur…

Bugün bir şekilde hatırlatıcı olur umarım sözlerim… Niyetim kimseyi kırmak değil, çocukların karnının doyması gibi basit bir istek ve dilek sadece…

Sevgiyle,

İpek Cihan Bilgin
3.11.2022

31 Ağustos 2022 Çarşamba

Yeryüzünde uygarlığa dair ilk işaret - İnsanlıkla ilgili ilginç bir yazı...


 

Dr. Ira Byock’ın, antropolog (insanbilimci) Margaret Mead ve öğrencisi arasında geçen bir konuşmayı anlattığı bu yazıyı okuduğumda çok etkileyici buldum ve çevirip sizlerle paylaşmak istedim. 

“Yıllar önce antropolog Margaret Mead’e bir öğrencisi tarafından,  antik bir kültürde uygarlığın ilk işaretinin ne olduğu sorulur.




Öğrencisi Mead’in, balık oltaları, çanak çömlekten kaplar veya yontulmuş taşlardan bahsedeceğini düşünür.

Oysa öyle olmaz. Mead antik bir kültürde ilk uygarlık işaretinin kırılmış ve tekrar iyileşmiş bir uyluk kemiği olduğunu açıklar.

Hayvanlar aleminde herhangi bir hayvanın bir kemiği kırıldığında bunun ölümle sonuçlandığını söyler .

Kırık kemikle tehlikeden kaçamazsın, gidip nehirden su içemezsin veya yiyecek için avlanamazsın. Artık yırtıcı hayvanlar için sadece et haline gelirsin. Hiçbir hayvan kırılan kemiği iyileşene kadar hayatta kalamaz.

İyileşmiş bir kırık uyluk kemiği,  bir başka kişinin düşmüş ve yaralanmış kişiyle zaman geçirdiğinin, yarayı sardığının, onu güvenli bir yere taşıdığının ve iyileşene kadar onunla kaldığının kanıtıdır.

Margaret Mead öğrencisine cevap olarak, uygarlığın zor durumda birine yardım etmekle başladığını söyler.

Bizler başkalarına hizmet ettiğimizde, en iyi halimizde oluruz.”

‘Uygarlığın başladığı nokta, başkalarına yardım etmek, hizmet etmektir.’ diyen antropolog Margaret Mead ve bu konuyu dile getiren Dr. Ira Byock bugün bize bu güzel hatırlatma ile ışık tutuyor bence…

Bizler başkalarına yardım ettiğimizde, bunu saf bir kalple, iyi niyetle yaptığımızda, bu iyilik hem o kişiye hem de bize mutluluk getirir… Evrenden bize iyilik olarak geri döner… Hayatımıza iyilik, mutluluk katar.

Uygarlığın başlangıç noktası olan iyilik ve yardım, dünyanın hala dönüyor olmasını, uygarlıkların hala sürüyor olmasını da sağlayan ana faktördür işte…

Ve bizlerin, dünyada daha mutlu yaşamamızı, birlikte el ele daha iyi bir hayat yaratmamızı sağlayan ana faktör… 

Sevgiyle,

İpek Cihan Bilgin

31.08.2022

 



İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:


http://www.duygusalarinma.com


Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır


(c) copyright İpek Cihan Bilgin

21 Haziran 2022 Salı

İyimserlik ömrümüzü uzatıyor mu?


 

Amerikan Geriatri Dergisi’nde (Journal of the American Geriatrics Society) yayınlanan, uzun ömür ve iyimserlik arasındaki ilişki üzerine yapılan bir araştırmaya göre, diyet kalitesi, fiziksel aktivite, vücut kitle indeksi (BMI), sigara ve alkol tüketimi gibi sağlıklı yaşam faktörleri uzun ömür ve iyimserlik arasındaki ilişkinin dörtte birinden daha azını oluşturuyor. Araştırma faklı ırklardan ve geçmişlerden gelen yaklaşık 160,000 kadın üzerinde yapılmış.

Amerika’daki Harvard T.H. Chan School of Public Health’ten araştırmacıların görev aldığı çalışmanın başında Hayami Koga yer alıyor. Koga araştırmayı şu şekilde özetliyor:

“İyimserliğin kendisi sosyal yapısal faktörler tarafından şekillendirilebilse de, bulgularımız iyimserliğin uzun ömür için faydalarının ırksal ve etnik gruplar arasında geçerli olabileceğini gösteriyor.”

Uzmanlar, iyimserliğin hayatın stres faktörlerini görmezden gelmek anlamına gelmediğini söylüyor. İyimser insanlar, olumsuz şeyler olduğunda, kendilerini suçlama olasılıkları daha düşük ve engelleri geçici ve hatta olumlu olarak görme olasılıkları daha yüksek olduğu için, olumsuz engellere takılmadan geçebiliyorlar. İyimserler ayrıca kaderleri üzerinde kontrol sahibi olduklarına ve gelecekte iyi şeylerin olması için fırsatlar yaratabileceklerine de inanıyorlar.

Ayrıca farklı araştırmalara göre, iyimser olmak sağlığı da iyileştiriyor.

İyimserlik ile daha sağlıklı beslenme ve egzersiz davranışlarının yanı sıra daha iyi kalp sağlığı, daha güçlü bir bağışıklık sistemi, daha iyi akciğer fonksiyonu ve daha düşük ölüm arasında doğrudan bir bağlantı bulunmuş…

İşte tüm bu araştırmalar doğrultusunda bir kez daha anlıyoruz ki iyimser olmak, hem yaşam kalitesini arttırıyor, hem de yaşamın her alanına olumlu olarak yansıyor… Hatta yaşam süresine bile…

Tibet’in ruhani lideri Dalai Lama da iyimserlik için: “İyimser olmayı seçin. Daha iyi hissettiriyor.” demiş.

İyimserliğin, kendimizi iyi hissettirdiği gibi, artık araştırmalarla yaşamımıza olumlu katkısı da tespit edilmiş durumda.

Siz de eğer bir iyimserseniz, iyimserliğinizi koruyarak böyle olmaya devam edin…

Tek yapmanız gereken hayatta her an her şeyde, iyimser olmayı, olumlu olmayı seçmek...

 

Sevgiyle,


İpek Cihan Bilgin

21.06.2022

 

(Yazıda kullanılan kaynaklar ve alıntılar: Amerikan Geriatri Derneği Dergisi, CNN, Sözcü Gazetesi)



İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:


http://www.duygusalarinma.com



Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır


(c) copyright İpek Cihan Bilgin