İpek Cihan Bilgin
İpek Cihan Bilgin
Yeni
yıl için gerçekleşmesini çok istediğiniz bir dileğiniz varsa…
“Make A Wish”
Dilekleri Gerçekleştirme Çalışması
- 2022
(Bireysel çalışma - Aralık
ayı sonuna kadar geçerlidir)
2022’ye girerken, gerçekleşmesini istediğiniz
niyetleriniz, dilekleriniz var mı? Bunları gerçekleştirmek istiyor musunuz?
İşte bu niyet ve dileklerinizi hayata geçirmek için size yol gösterici olarak
hazırlanmış, yılbaşı öncesi özel bir çalışma var…
Yeni yıl sizin hayatınızda da yeni bir başlangıç olablir… Yeni potansiyeller ve yenilikler yaratabilir, oluşturabilirsiniz yaşamınızda…
Kişiler hayatlarında olmasını arzu ettikleri, yaşamda onlara mutluluk verecek güzel hedeflerini, niyetlerini yaşamlarında bazen gerşekleştirirken, bu niyetleri yerini bulurken, bazen de bunlarla ilgili içsel engeller koyabiliyor farketmeden ve aslında bir yandan dilerken bir yandan gerçekleşmesini engelleyebiliyorlar…
Bir niyeti yaptığımızda, bir şeyi dilediğimizde, o ışık evrene yayılır ve Tanrı’yla birlikte gerçekleşir ve biz de bunun yansımasını yaşamımızda gerçekleşmesiyle yaşarız. Ancak eğer görmediğimiz, farketmediğimiz içsel engellerimiz varsa bu ışığı yayamayabiliyor ve aslında kendimiz gerçekleşmesini engelleyebiliyoruz…
Yaşamınızda gerçekleşmesini istediğiniz yeni hedefleriniz, niyetleriniz için, bunları yaşama geçirebilmek için, yol gösterici bir seanslık bir çalışmaya katılabilirsiniz.
Çalışmanın detaylarını aşağıda bulabilirsiniz:
“Make A Wish” Dilekleri
Gerçekleştirme Çalışması”na katılım
için aşağıdaki telefon numaralarından randevu alabilirsiniz.
Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin
+90 532-7163895
+90 216-3492227
2022 yaklaşırken, her yıl
düzenlediğimiz gibi yine, yeni yılın güzel potansiyellerine, güzel enerjilerle
yüksek bir şekilde hazırlanmak için gerçekleştireceğimiz, online “Yeni Yıl” Seminerine sizleri
davet ediyoruz. Üstelik eş zamanlı sayılardan oluşan bu Kış Dönencesi’nde, enerjisi
çok güzel ve yüksek olan bir günde: 21.12.2021’de…
Hepinizi bekliyoruz…
“YENİ YIL” SEMİNERİ
Her yeni yıl kendi özel ve yüksek
enerjisiyle gelir. Yeni bir yıl yeni potansiyeller, yeni güzellikler, yenilikler
demektir. Yepyeni bir sayfa demektir. Peki siz yeni gelen yılın güzel, yüksek
enerjisine hazır mısınız? 2022 yılı için kendinizle ilgili ne gibi
potansiyeller yaratmak istersiniz? Hayatınızda bu yıl için ne gibi beklentileriniz
ve değişiklik istekleriniz, niyetleriniz var?
2022 yılının yeni ve güzel enerjisine
birlikte hazırlanmak, yeni bir yılda hayatınızda gerçekleşmesini istediğiniz
dilekleri, niyetleri, yeni potansiyelleri nasıl yaratabileceğinizi öğrenmek ve
yaratmaya başlamak için sizlere her sene olduğu gibi yine yol gösterici bir
“YENİ YIL” SEMİNERİ hazırladık.
“YENİ YIL” SEMİNERİ, 2022 yılı ile ilgili,
onun güzel, yeni ve yüksek enerjisine sizi hazırlayacak iki saatlik online bir
seminerdir.
Seminer içeriği:
· Yeni yıl meditasyonu
· 2022 ve 2022’yi karşılamakla ilgili bilgilerin aktarımı
· Dilek ve niyetleri gerçekleştirmek için çalışma
· Yeni Yıl için rehber melek kartları çekilişi
Tarih: 21.12.2021 Salı
Saat: 20.00 - 22.00
Zoom
üzerinden online olarak
(Kayıt için son tarih: 17 Aralık 2021 Cuma
katılım kontenjanla sınırlıdır.)
Katılım için aşağıdaki telefon numaralarından kayıt
yaptırabilirsiniz.
Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin
0532-7163895
0216-3492227
“Ateş böceği der ki: Bir ışık ne kadar küçük olsa da yine bir aydınlıktır.
Ben de ormanı aydınlatmaya devam edeceğim.”
Samed Behrengi
Bundan birkaç yıl önce, mezun olduğum okulun dört-beş yılda
bir yapılan sınıf toplantısına katılmıştım. Bu toplantılar konaklamalı olarak
yapılıyordu genelde. O yılki toplantının tarihi bana uyuyordu ve ben de hem bir
iki günlük bir hafta sonu tatili yaparım hem de sınıf arkadaşlarımı tekrar
görür, onlarla vakit geçirip özlem gideririm diye düşünmüştüm.
Toplantımız Polonezköy’de orman içinde, doğa dostu, güzel
bir tesisteydi…
Otele gittiğimizde önce
odalarımıza yerleştik, biraz dinlendik ve yakın arkadaşlarımızla görüştük.
Sonra akşam oldu ve otelde konaklayan diğer sınıf arkadaşlarımızla bir araya
gelip hep birlikte yemek yiyeceğimiz, bahçe içindeki restorana gittik.
Güzel bir Sonbahar akşamıydı… Sonbahar’ın
henüz başları olduğu için hava ılıktı. Masadaki yerime yerleşmeden önce şöyle bir
bahçeyi gezeyim istedim. Çok büyük bir alandı bahçe, ağaçlıktı… Masaların
olduğu, güzel lambalarla aydınlatılmış alandan biraz daha ilerideki, daha loş
bölgesine doğru ilerledim bahçenin… Yemek masalarının olduğu alandan biraz daha
loş olmasına rağmen o kadar güzel, pırıl pırıl parlıyordu ki bahçe,
aydınlatmaya hayran kaldım… Kendi kendime “Hayret Yılbaşı ışıklarını
sökmemişler demek, hala şıkır şıkır her yer.” diye düşündüm. Çalılıkların
içinde, ağaçlarda bir sürü minik, pırıl pırıl lamba parlıyordu… Biraz daha
ilerleyince ise hayretler içinde kalıverdim. Benim yılbaşı ışıkları zannettiğim
tüm bahçeyi saran ışıklandırma aslında binlerce ateş böceğiydi… Hayatımda ilk
defa bu kadar çok ateş böceğini bir arada görüyordum… Muazzam bir görüntüydü…
Tarif edemem güzelliğini… Tüm bahçeyi muhteşem bir şekilde pırıl pırıl
aydınlatıyorlardı… O geceyi ve ateş
böceklerinin pırıltılarıyla aydınlanan bahçenin güzelliğini unutamam…
Bugün Samed Behrengi’nin bu sözünü okuyunca aklıma yine o gece ve bahçedeki binlerce ateş böceği geldi…
Samed Behrengi çok sevdiğim Azeri asıllı İranlı
bir yazar… Çocukken onun “Küçük Kara Balık” “Bir Şeftali Bin Şeftali” “Püsküllü
Deve” gibi kitaplarını okumuş, çok sevmiştim. Biraz hüzünlü kitaplardı diye
hatırlıyorum ama insanın yüreğine dokunduğu kesin… Benim çocuk yüreğime de
dokunmuşlardı işte…
Ne güzel demiş Behrengi… Evet ateş
böceği küçücük ama mucizevi bir varlık ve olduğu yeri aydınlatıyor en güzel
pırıltısıyla… Ve bir araya geldiklerinde de ateş böcekleri bir ormanı aydınlatabiliyorlar,
Behrengi’nin de dediği gibi…
Biz insanlar da işte böyleyiz
aslında. Hepimiz yüreğimizde ışığa sahibiz. O ışık, asıl varlığımız, özümüz
bizim ve biz nefes aldığımızda, öylece var olduğumuzda o ışık bizden yayılıyor…
Çevremize, diğer insanlara, tüm varlıklara…
Biz umut dolu olduğumuzda,
neşemizi koruduğumuzda, başkalarına ışık saçıyoruz. Onlara umut ve neşe
yayıyoruz. Mutlu olduğumuzda başkalarına mutluluk veriyoruz. İyilik
yaptığımızda başka canlara dokunuyor, destek oluyoruz. Hayatlarına katkımız
oluyor…
Bir can, bir tek ışık, yüzlerce,
binlerce insana ışık yayabiliyor, hayatına dokunabiliyor isterse…
Sadece çevresine bile dokunsa o
bile yeter değil mi, herkes birbirine ışığıyla destek olsa, hayatına katkı sağlasa,
birinin yüzünü güldürse, bu bile dünyayı aydınlatmak demek…
Düşünün bir arkadaşınızın canı sıkılmış, telefon ediyor size, ona moral veriyorsunuz, sözlerinizle destek oluyorsunuz. Telefonu kapadığında morali düzeliyor, hayata daha ümitle bakabiliyor. Ya da askıda fatura ödüyorsunuz belediye vasıtasıyla… Bir çocuk okutuyorsunuz gizlice, güvendiğiniz bir vakıf aracılığıyla… İş yerinde bir arkadaşınızın bir sorununa yardım ediyorsunuz karşılık beklemeden… Kapı önüne sokak kedileri, köpekleri için mama, su koyuyorsunuz…
Herhangi bir yere girdiğinizde,
sabah ofise, bir markete, ya da alışveriş yaptığınız dükkana, siz neşeli
olduğunuzda, oraya da yayıyorsunuz neşenizi… Onların da modu yükselebiliyor
birden… İyi ruh hali, neşe, mutluluk başkalarının hayatına da aydınlık katıyor…
Ferahlık, iyilik hissi veriyor… Dalga dalga yayılıyor geçtiğiniz her yere,
girdiğiniz her yere… Dokunduğunuz her cana…
Bir ateş böceğinin çevresini aydınlatması, binlercesinin birleşip ormanı aydınlatması gibi, bizler de aslında ışığımızı yüksek tuttuğumuzda, kendi moralimizi, neşemizi ve huzurumuzu koruduğumuzda, çevremize, başkalarına, dünyaya ışık yayıyoruz… Aydınlatıyoruz.
Koca bir dünyada küçük birer insan
değiliz hiçbirimiz aslında. Büyük birer ışık kaynağıyız hepimiz.
Tek yapmamız gereken bunu
hatırlamak. Bilincinde olmak. Ve o ışığı yüksek tutup, dünyaya ve tüm canlara
yaymak…
Biz bunu yaptığımızda hayat çok
daha güzel, mutlu olur, anlamlı olur, hepimiz için…
Ve de dünya daha iyi bir yer olur…
Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin
İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:
Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır
Küçük bir çocukla birlikte çokça vakit geçirdiğinizde öncelikle her an tüm dikkatiniz ‘an’da oluyor. Ne geçmiş ne gelecek var o an. Sadece şimdidesiniz.
Ben minik prensesim Linda’yla nereye gidersem gideyim onun o an olduğumuz yerdeki her şeyi nasıl güzel gözlemlediğine, fark ettiğine tanık oluyorum. Biz büyüklerin aklında binbir düşünceyle kaçırdıklarını minik kalpler kaçırmıyor, fark ediyor… Sen de çocuk kalbiyle birlikte aktığında o anın tüm keyfine varabiliyorsun… Bakıyorsun dalda bir karga dalı gagalıyor, ya da bastığın yer toprak, üstünde kurumuş yapraklar var, yürürken hışırdıyor…
En son yürüdüğünüz zemini ne zaman fark ettiniz? Ya da geçtiğiniz yolda sağınızda kalan ağaçları? Dallarında hangi kuşların olduğunu?
Bizim eğitimlerle tekrar kazanmaya çalıştığımız farkındalık, anda olma hali, küçük çocuklarda doğal olarak var. Demek ki biz insanlar aslında çocukken özümüze daha yakınız ve büyüdükçe toplum ve diğer insanlardan öğrenip uzaklaşıyor, dünya sistem çarkına yavaş yavaş adapte oluyoruz… Sonra da tekrar özümüze dönmeye çalışıyoruz. Oysa çocuklar zaten öyleler.
Ayrıca çocuklarda gözlemlediğim biz büyükler eğer onları korkutmazsak onlar gerçekten doğaya, insanlara ve hayvanlara karşı çok sevgi dolular… Bu da işte yine özümüzde olan, doğal olan…
Çocuklarda fark ettiğim bir başka güzellik de onların toplumun dayatma değerlerinden uzak olması. Onlar kalplerinden geçtiği gibi, doğal istekleriyle yaşıyorlar, yargıları yok.
Yargı
da malesef ki büyüklerden öğreniliyor… Mesela bir yere mi gideceğiz, Linda
bakıyorum ne isterse onu giyip takıyor… Bu tokayı ayıplarlar, bu kıyafeti komik
bulurlar demiyor… O an kendi ne istiyorsa, toplum bakışından bağımsız onu
giymek veya takmak istiyor… Ona bakıp genelde şöyle düşünüyorum ve hatırlıyorum
ben de: Bize ne giyeceğimizi, hangi renklerin doğru olduğunu kim söylüyor?
Neden mesela renkli tüllü uzun bir elbiseyle baloya gider gibi giyinip markete
gidemiyoruz? Gülerler çünkü değil mi? Neden? Çünkü moda değil, çünkü aykırı…
Kim bunu bu şekle getirmiş? Moda’yı, giyim kurallarını dayatmış?
Geçen gün dışarı çıkarken Lindoş iki farklı renkte fiyonklu tokayı saçına takıverdi, üstelik bir tane de zaten saçında takılıyken… Tabi aklıma toplumdan öğrenilmiş türlü türlü şeyler geldi… Hepsinin geçip gitmesine izin verdim aklımdan… O nasıl gitmek istiyorsa öyle gitmesi düşüncesini seçtim. O öyle mutluydu… Ben de mutluluğuna eşlik ettim.
Ama
işte tüm bunları da yazmak istedim o an. Sizlerle birlikte hatırlayalım diye…
Özümüzden gelen, doğal akışta olanları, yüreğimizin saf sevgisini, bize
getirdiği neşeyi… Çocuksu masumiyeti birlikte hatırlayalım bir kez daha… Ve ona
sahip çıkalım…
Sokağa balo elbisesiyle çıkalım demiyorum… (Çok istiyorsanız da yaparsınız neden olmasın?…) Özgürce, sevgiyle, kalpten gelen şekilde, çocuk masumiyeti, neşesiyle yaşayalım, hayatın içinde anın keyfine vararak yaşayalım, özümüz olup akalım diyorum…
Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin
İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:
http://www.duygusalarinma.com
http://icbakademi.com/
Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır