6 Ağustos 2021 Cuma

Doğa bize ne mesaj veriyor?

 


"Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar."

Ne güzel demiş Doğan Cüceloğlu, tam da işte dünyanın öyle çocuklara, yeni yetişecek öyle nesillere ihtiyacı var… Biz dünyanın, doğanın parçasıyız ama efendisi değiliz. Biz olmasak da dünya devam eder, ama dünya olmasa biz devam edemeyiz insanlık olarak…

Son zamanlarda yaşadıklarımız, Marmara denizinin kirlenişi, müsilaj olayı, küresel ısınmayla sıcaklığın artması ve sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde artan orman yangınları, hatta yaşadığımız pandemi bize insanlık olarak dünyaya, doğaya ne kadar zarar verdiğimizi göstermiyor mu? Biz dünyayı kirlettikçe, insanlık olarak onu korumayıp zarar verdikçe doğa da bize tepkisini göstermeye devam eder ve zarar gören belki en çok yine bizler oluruz.

 İşte bu geri dönüşler bizi, insanlığı uyandırmalı artık.

 Ders çıkarmalı insanoğlu bundan…

Doğaya saygı ve sevgi duymayı, onunla uyum içinde yaşamayı, doğaya ve her zerresine özen göstermeyi hatırlamalı, bunun önemini fark etmeli. Gerçek bir doğa bilincine sahip olup, o şekilde yaşamalı.

İnsanoğlu, tüm bunları hatırladığında, uyanıp bilinçlendiğinde, işte o zaman tüm hayatı değiştirebilecek, dünyayı koruyup daha iyiye götürebilecek… Yeryüzünün cennet doğasında yaşamını en güzel şekilde mutlulukla, sağlıkla sürdürebilecek…

O gün hayal değil, ben inanıyorum. Umudum hep var ve olacak…

Gerçekleştiğini göreceğiz hep birlikte…

Güney sahillerimizde bugünlerde yaşanan yangınları söndürmek için insanların birleşmeleri, gönüllü büyük çabaları, hep beraber verdikleri emek, uğraş, evlerini hayvanlarını kaybedenlere, hayvanlara gösterilen destek ve merhamet, yapılan yardımlaşma benim umudumu daha da arttırdı…

Sevgide, iyilikte birleşti insanlar… Doğayı kurtarmak, korumak için savaş verdiler, hala da veriyorlar…

İşte bu sevgi, iyilik ve birlik de dünyayı daha iyiye götürecek olan anahtarlar zaten… Onu koruyacak, şifalandıracak ve daha da iyi, mutlu bir yer haline getirecek anahtarlar…

O günlere inanalım. El birliğiyle o günleri yaratalım…

Sevgiyle,

İpek Cihan Bilgin




İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:


http://www.duygusalarinma.com
http://icbakademi.com/


Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır



(c) copyright İpek Cihan Bilgin

19 Temmuz 2021 Pazartesi

Bayramınız kutlu olsun...

 


Covid aşısı olmak üzerine birkaç söz...

 



Sevgili arkadaşlar,

Yurtdışında bir takım spiritüel çalışmalara katılan bir arkadaşım, o çalışmaları yaptıran, ya da katılan bazı kişilerin covid aşılarıyla ilgili aşı karşıtı olumsuz söylemlerine tanık olmuş. Bana da anlattı, çok şaşırdım, gerçekten çok üzücü. Saçmalık ötesi…

Arkadaşlar, spiritüel çalışmalar, kişisel gelişim çalışmaları, ayakları yere basan çalışmalardır. İnsanın daha mutlu, sağlıklı, güzel bir hayat yaşamasına yardımcı olacak teknikler, yöntemler içerir. Bir çalışma sizi eğer sağlıktan, akıldan, iyilikten, mutluluktan uzaklaştıracak şeyler söylüyorsa, korku ve endişe pompalıyorsa o çalışmalara inanmayın. Bu camiada da her yerde olduğu gibi şarlatanlar, kafası karışanlar ya da deli saçması insanlar da var…

Tabi ki iyi niyetli, güvenilir, insanlığa sevgiyle hizmet eden insanları kastetmiyorum.

Ama korku endişe ile diğer insanları yönlendirmeye çalışanlardan, o tür her tür öğretiden, söylemden uzak durmak doğrusu...

Arkadaşlar bir doktor yıllarca tıp okuyor ve öyle doktor oluyor. Okulu bitiriyor gene okumaya devam ediyorlar. Doktorlar, tüm sağlık çalışanları covid aşısı oldu, bu insanlar bu aşıların ne olduğunu bilemeyecek insanlar mı?

Ayrıca hepimizin aklı mantığı var. Tıp okumayanlarımız da biyoloji okuduk, hadi onu okumadıysak, internette tonla aşıyı açıklayan bilgi var onları okuyabiliriz.

Bir salgın hastalığın bitmesi için aşı şart. Ne kadar çok insan aşı olursa o kadar çabuk salgından kurtulunacak. Dilerim o gün covid 19 için de bir an evvel gelir, tamamen bu pandemi biter ve hayat normale döner. Hatta daha iyisi olur...

Şimdi burada, 25 yıldır bu konulara emek vermiş, enerji çalışmalarını yürüten, öğreten, insanlığa sevgiyle hizmet etmeye çalışan biri olarak diyorum ki:

Aşı sıram geldiği anda koşarak gidip aşımı olacağım. Çünkü kalbim, aklım, tüm hücrelerim bana o aşının iyi geleceğini biliyor. O kadar eminim.

Haziran ayıyla başlayan yeni aşılama dönemi dilerim ülkemizde pandeminin sonunu getirir… Hayat şartları normale dönene ülkelerde olduğu gibi biz de normal yaşama döneriz… Yaşanan sıkıntılar, üzüntüler, pandemi son bulur…

Normal hayatımıza ve en önemlisi de birbirimize -artık sağlıkla- kavuşuruz…

Sevgiyle,

İpek Cihan Bilgin



İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:


http://www.duygusalarinma.com
http://icbakademi.com/


Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır



(c) copyright İpek Cihan Bilgin

 

 

5 Mayıs 2021 Çarşamba

Hıdrellez...


Tarihte darda kalanların derdine yetişip yardım eden Hızır peygamber ile denizlerde ihtiyacı olanların yardımına koşan İlyas peygamberin 5 Mayıs gecesi gül ağacının altında buluştuklarına inanılan Hıdrellez, pek çok kültürde baharın ve bolluk bereketin müjdecisi olarak kutlanıyor...Çeşitli ritüellerle de kutlanan Hıdrellez günü melekler yeryüzüne inip yeryüzünün ışığını yükseltiyor, insanlara yardım ediyorlar...

Ülkemizde pandemi nedeniyle kapanma olduğu şu günlere denk gelen Hıdrellez’de gül ağacı bulup dileklerimizi yazıp altına koymamız ya da farklı ritüellerle kutlamamız önemli değil. Özel bir enerjisi olan bugün, önemli olan enerjimizi yüksek tutup, huzurumuzu, dinginliğimizi korumak, yeryüzüne akan Tanrısal enerjiye açık olmak... Kalbimizi güzel tutup, güzel dilekler dilemek... Sadece kendimiz için değil, dünya ve diğer insanlar için de...

Kalplerimiz sevgiyle bir olsun, Hıdrellez kutlu olsun...

Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin


İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:


http://www.duygusalarinma.com
http://icbakademi.com/


Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır



(c) copyright İpek Cihan Bilgin

22 Nisan 2021 Perşembe

Günlük hayatta iç huzurunu korumak için küçük bir hatırlatma...

 


Bazen insanlardan, siz neşeli, huzurlu ve mutluyken, sizi bu güzel ruh halinden düşürebilecek toplar gelebilir. Bunu bir futbol oyunu gibi düşünürsek, sert ve kötü niyetli bir şut diyebiliriz buna. .

Karşı taraf mutsuz olabilir, kızgın olabilir, depresif olabilir, kendi içinde çatışmaları olabilir, bunun sizinle bile ilgisi olmayabilir.

Genelde de böyle durumları yaratan insanlar o an için ışıkta ve sevgide durmayanlardır zaten. Kendi mutsuzlukları vardır. Size kırıcı bir şey söyleyebilir, kızgın ve ters davranabilir o kişi. Siz olumsuz bir şey yapmadan bile olabilir bu.

O an uyanık olursanız o durum karşısında, siz sevgide durabilirsiniz. Kızgınlığa, üzüntüye düşmezsiniz. Ne kadar çok sevgide durursanız o kadar etkilenmezsiniz karşı taraftan.

Genelde insanlar o toplar karşısında sevgide kalamayıp bu tuzağa düşerler. İşte düştüğünüz zaman da siz de kızmaya ya da üzülmeye başlarsınız, sevgiden uzaklaşırsınız. İçinizde olumsuz duygular oluşur.

Bu da işte sizi en baştaki huzur ve mutluluk duygusundan, neşeden uzağa çeker.

Sizin bu tuzaklara düşmemeniz, oyuna gelmemeniz için tek yapmanız gereken uyanık olup oyunda şutu taça çıkarmaktır. Yani etkilenmeden, etkisizleştirmek. Mesela gerekmiyorsa karşı tarafla polemiğe girmemek, kendi sinirini bozmadan konuşmayı sürdürmek, belki konuşmayı uzatmamak, kişisel algılamamak, üzüntü, öfke gibi duygulara düşmemek yani nötr kalmak...

Bu yazıyı, günlük hayatın içinde nerede olursanız olun, iş yeri, ev ya da başka bir yer, gün içinde gelen toplara girmemeniz, tuzaklara düşmemeniz için küçük bir hatırlatma olsun diye yazıyorum.

Zaten zor zamanlar geçiriyoruz pandemi nedeniyle dünya olarak, bir de sizi iç huzurunuzdan uzaklaştıracak, mutsuz edecek küçük olumsuz olaylarla kendinizi üzmeyin, sıkıntıya sokmayın.

Bırakın o toplar size değmeden çıkıp gitsin, auranıza almayın. Sevgide kalın. Gelen topları sevgide eritin.

İç huzurunuz, neşeniz ve siz o kadar değerlisiniz ki, bir anınızı bile bozmaya değmez. Hiçbir şey, hiç kimse...

Sevgiyle,

İpek Cihan Bilgin




İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:


http://www.duygusalarinma.com
http://icbakademi.com/


Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır



(c) copyright İpek Cihan Bilgin

 

16 Nisan 2021 Cuma

MOR GÜNEŞ...

 



Hayal gücü de kas gibi, egzersiz yaptıkça, onu kullandıkça gelişen bir şey...

Hayatın içinde aynı maddi dünyaya, aynı çevreye, aynı insanlara baktıkça, rutinin içinde kaldıkça da insan bir süre sonra sınırlı düşünmeye başlayabiliyor. Hayal gücü körelmeye başlayabiliyor...

Hayatımızı kendimiz yaratıyoruz. Ve bu yaratımın çok daha iyi bir hayata doğru olabilmesi için, gördüğümüz hayatı tekrar tekrar benzer şekilde yaratmaya devam etmek yerine, yaratımı daha geniş bir bakış açısıyla, farklı potansiyeller de olabileceğinin, hatta bu potansiyellerin çeşitliliğinin sınırsız olabileceğinin bilinciyle yapmalıyız...

Şöyle örneklendirebilirim bunu:

Diyelim bir kişi küçük bir köyde yaşıyor ve her gün sadece köy insanını ve o köyü görüyor. O başka bir hayatı yaratabileceğini bilmez ve bunun hayalini kurmazsa tüm yaşamını aynı şekilde aynı yerde geçirebilir. Bu her şey için benzer şekilde gerçekleşebilir. Sadece maddiyat için değil duygular için, mutluluk için de böyledir. Daha mutlu bir hayatı hayal edince ve olabileceğini bilince insan ancak daha mutlu hayata kavuşabilir.

Depresyonda bir anneyle büyüyen bir çocuk hayatta öncelikle bunu ve dramı gördüğü için kendi kimliğinde bir yanı da hep mutsuzluğu taşıyıp ileriki hayatında da onu yaratmaya devam edebilir.

Benzer hayatı yaratmaya devam etmemek, daha iyi ve güzele geçmek için öncelikle onu hayal etmek, istemek gerek...

Ve işte en başında söylediğim gibi, bu hayal kurma işi de egzersiz gibi yaptıkça yaptıkça gelişir...

Ben özellikle çizgi filmleri seyretmenin, çizgi filmler çok yaratıcı unsurlar taşıdığı için insanın hayal gücünü geliştirdiğine inanırım. Ayrıca fantastik filmler de benzer şekilde, var olan hayatın ötesinde şeyler bize gösterdiği için daha sınırsız düşünmemize yardımcı olur...

Sanatın içinde de yaratım enerjisi yüksek olduğu, sanatçıların hayal güçlerinin yansımalarını taşıdığı için her türlü sanatla ilgilenmek hayal kurmaya ve hayal gücünün boyutlarını sınırsızca genişletmeye yardımcı olur...

Sizi farklı bir bakış açısına, farklı boyutlara götüren, içinde harika bir yaratıcılık olan ve ama mutlaka sevgi taşıyan her kitap da sizin hayal gücünüzü çalıştırır, yaratıcılığınızın ve hayal gücünüzün boyutlarını genişletir.

Hayal gücünün sınırsızlığının bir güzel yansıması da çocuklarda vardır... Çocuklar henüz dünyanın kalıplaşmış öğretilmişliğinden uzak oldukları için hayal güçleri çok geniştir... Bir çocukla oyun oynamak mesela sizi şaşırtıcı şekilde hayal kurmaya ve sınırsız düşünmeye iter... Günlük dünyanın kalıplarından çıkıp kendinizi bambaşka boyutlara geçer bulursunuz...

Örneğin birlikte resim yaparken siz güneşi altın sarısı çizmeye çalışırken küçük bir çocuk size mor bir güneş çiziverir... Hangi yetişkinin aklına gelir ki mor güneş çizmek? Çünkü biz güneşe bakar ve sarı ya da turuncu olduğunu düşünür ve o şekilde kaydederiz zihnimize... Oysa küçük bir çocuk henüz kalıplarla ve öğrenilmişlikle dünyayı sınırlamadığı için çok daha sınırsız düşünebilir... Onun için güneş her renk olabilir... Gökyüzü de... Çünkü onun hayalleri öyledir...


                                             https://www.facebook.com/profile.php?id=100028971408717

İşte biz de hayata Ausey’in dediği gibi “Küçük bir çocuğun merakı ve öğretilmemişliğiyle baktığımızda”, hayal gücümüzü taze tutup beslediğimizde ve geliştirdiğimizde, sınırsız potansiyellere yol aldığımızda, hayatı çok daha renkli, çok daha iyi ve güzel yaratabiliriz... Çok daha mutlu yaratabiliriz...

İçimizdeki gökyüzümüzde işte o zaman sadece sarı değil, mor, mavi, yeşil, pembe güneşler açar... Kalbimiz rengarenk güzelliklerle neşelenir... Ruhumuz ve hayatımız daha da aydınlanır...

Sevgiyle,

 İpek Cihan Bilgin



İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:


http://www.duygusalarinma.com
http://icbakademi.com/


Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır



(c) copyright İpek Cihan Bilgin