5 Haziran 2020 Cuma

5 Haziran Dünya Çevre Günü



Sevgi dolu kalpleri olan, insanı, doğayı seven, çevre ve doğa bilinci taşıyan insanlarla devam eden, güzel bir dünya diliyorum... 
Korona ile aslında dünyanın pekala da kendine yetebildiğini, korunmaya aslında ihtiyacı olmadığını, insanlıksız da yaşayıp gidebileceğini öğrenmiş olduk hep beraber...
O yüzden bizim asıl yapmamız gereken, dünyayla uyum içerisinde yaşamanın, dünyayı korumanın, tüm canlıları kendi parçan gibi hissetmenin esasında bizim de iyiliğimize olduğunu idrak etmek... Ve o bilinçle yaşamaya devam etmek... .

5 Haziran Dünya Çevre Günü insanlığın doğa bilincinin ve sevgisinin arttığı gün olsun, kutlu olsun... 

Sevgiyle,

İpek Cihan Bilgin




İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:




Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır

(c) copyright İpek Cihan Bilgin



3 Haziran 2020 Çarşamba

İnsanlığın geleceği birlik ile güzel...


 


Amerika’da, siyahi bir kişinin polis tarafından gözaltına alındıktan sonra acı bir şekilde ölümünün ardından gerçekleşen protesto olaylarını tüm dünya hep birlikte izliyoruz.

Irkçılığa karşı dünya birleşmiş görünüyor... 

Bu olay eminim benim gibi hepimizi de düşündürdü... Dünyada ayrımcılık sadece renk ile değil malesef, din ile, dil ile, ırk ile her şeyle yapılabiliyor... Dünyanın değişik ülkelerine seyahatlerim oldu, bazılarında Türk olduğum için farklı ön yargılarla karşılaştım malesef, eminim hepinizin başına gelebilir. Amerika’da ya da Avrupa’da müslümanlara ya da Araplara karşı önyargıları da izledik geçmişte... Müslüman, hristiyan, alevi, sünni, beyaz, siyah, Arap, Çinli... Tüm bu ayrımcılığın ve önyargıların 2020’de hala sürüyor olması çok acı gerçekten…

Bizler, 7.5 milyar insan aslında biliyoruz ki hem evrimsel olarak, hem de kutsal kitaplara dayanarak aynı ataların torunlarıyız, kardeşiz... Dünyada farklı yörelere dağılmışız, iklim ve coğrafi koşullar, olduğun bölgedekilerle birlikte yaşama vesaire yüzünden dilimiz genetiğimiz, rengimiz değişmiş... Ama temelde hepimiz aynıyız... Biriz, kardeşiz...

İnsana var oluş itibariyle olduğu gibi bakmak ve bunu görmek gerçeği hatırlatacaktır eminim. Ayrılmak yerine, birliği ve kardeşliği hatırlamak, bu yöne ilerlemek, ayrımcılığın her türünü reddetmek, bizi insanlık ve dünya olarak ilerletecek, ancak bu birlik bilinci bizi güzel bir geleceğe taşıyacak...

Biz bir insanlık olarak dünyamızı daha güzel hale getirelim, hayatlarımızı daha güzelleştirelim... Ve birbirimizle uğraşacağımıza kardeşçe yaşayarak, bilimde, ilimde, teknolojide ilerleyelim, koronanın aşısı, ilacı gelişsin, doğa daha güzel hale gelsin, uzayda daha neler var, evren nasıl bir yer onlara bakalım, daha yeni dünyalar keşfedelim...

Bunları sadece elele vererek hep beraber, birlik içinde gerçekleştirebiliriz.

Ve de öyle yapalım...

Sevgiyle,

İpek Cihan Bilgin




İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:





Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır

(c) copyright İpek Cihan Bilgin





19 Nisan 2020 Pazar

Karantina günlerinde mutlu olmanın sırları...







Corona salgınıyla ilgili geçirdiğimiz bu karantina günlerinde, birlikte online olarak çalıştığımız arkadaşlarda bugüne dek belli ortak sıkıntılar gözlemledim. Onların ortak olarak hissettiği en çok baskı altında olma hissi, sıkılmışlık, bunalmış bir ruh haliydi…  Kimisinde de gelecek endişesi, hastalanma korkusu, süreç uzun sürer endişesi vardı… (Maddi ya da işle ilgili sıkıntılardan veya ilişkilerle ilgili sıkıntılardan bahsetmeyeceğim bu yazıda, çünkü o daha çok kişiye özel sıkıntılardan…) Genel olarak normal hayatlar değiştiği için, evin büyüklüğü ne olursa olsun, kapalı bir mekanda kalındığı için insanların hissettiği, kapalı kalmanın da getirdiği bunalmışlık…

İnsan varlık yapısının belli özellikleri ve ihtiyaçları var. İnsan sosyal bir varlık. Yani insanın doğası sosyalleşmeyi, diğer insanlarla birlikte olmayı seven, ayrıca değişimi ve değişikliği seven bir yapı…

Karantina günlerinde ise işte bu iki ihtiyacını da insan karşılayamıyor ya da kısıtlı karşılayabiliyor durumda… 

İnsan olmanın bir diğer özelliği de tüm diğer canlılar gibi doğaya ait olma… Bu süreçte en büyük ihtiyaçlardan biri olan doğada olma ihtiyacı da şehirde yaşayanlar için karşılanamıyor…

Peki tüm bunları anladık, kendimizin nelere ihtiyacı var ve ne yapamıyoruz biliyoruz… O zaman bu şartlarda da mutlu olmak için ne yapmalıyız? : )

Bir kere öncelikle samimiyetle şunu söylemek istiyorum ki bu sadece bir süreç… Mevlana’nın çok güzel bir sözü var…


“Bir gün gelir,
Açmaz dediğin çiçekler açar,
Gitmez dediğin dertler gider.
Bitmez dediğin zaman geçer.
Hayat öyle bir sır ki;
Önce şükür,
Sonra sabır,
Sonra da inanmak gerek.”


Her şey geçici hayatta… Bugünler de… Corona salgını da… Hepsi bir gün bize anı olacak…

Tabii dileğimiz o ki bir an evvel anı olsun, tedavisi bulunsun ve normal hayatlarımıza, bu süreçlerden daha bilgeleşmiş, hayatın özünü daha kavramış, daha aydınlık, şefkatli, iyi insanlar olarak çıkalım… 


Birliği, yardımlaşmayı, gerçekten insan olmanın özünü anlamış, idrak etmiş ve uygulamış bir insanlık olarak çıkalım… İnsani artılarla çıkalım…

Şimdi burada bizim yapmamız gereken, bu süreci en hasarsız, en iyi şekilde, en aydınlık ve mutlu şekilde geçirmeye niyet etmek, kendimiz ve başkaları için, karantinada birlikte yaşadığımız insanlar için de süreci kolaylaştırarak, iyileştirerek, elimizden geldiğince daha güzel hale getirmeye çalışarak geçirmek…

İşte bu süreci daha iyi bir şekilde geçirmekle ilgili birlikte çalıştığım arkadaşlara bulunduğum önerilerden bazılarını burada sizlerle paylaşmak istiyorum:

Neler yapabiliriz?

Bir kere hangi şartta olursak olalım, nerede olursak olalım, olumsuz duygulara düşmenin bize ve başkalarına bir faydası yok bunu hatırlayalım… Hastalığa kızmak, kapanıp kaldık diye kızgınlığa, küskünlüğe düşmek bir işe tabi ki yaramayacaktır… Ya da şartlara direnmeye çalışmak… Sıkılmak ve sıkılmayı seçmek… Sıkıldığını sürekli hatırlamak… Bu da yardımcı olmayacaktır…

Bunun yerine, kişi hangi şartta olursa olsun, şartları değiştiremiyorsa, (şu anda corona salgını nedeniyle karantinada olma şartını tedavi bulunup süreç değişene kadar değiştirememek gibi) o zaman bu şartın içinde olaylara bakış açısını değiştirince duygularının da değişeceğini bilip, yaşama ve şartlara bakış açısını değiştirmeli… Olumsuzluk üretmek yerine, bu şartların içinde mutlu olmaya karar vermek gibi…

Kişi bir kere buna karar verdikten sonra o zaman yaşamı aynı duvarlar arasında, aynı şartlarda sürse bile yine de yaşadığı durum ve duygular değişmeye başlayacaktır…

Yani birinci yapacağınız karar vermek… Bu şartlarda da daha iyi hissetmeye, mutlu olmaya karar vermek…

Ayrıca korku ve endişe ile yaşamayı sürdürmenin da faydası yok. Bu da sizi mutsuz eder. O nedenle gereken tedbirleri alalım ama sürekli endişe üretmeyelim… Gerekeni yapıp geri kalan kısımda da Tanrı’ya ve O’nun korumasına güvenmek lazım… Güven hissi eminim herkese çok iyi gelecektir… Endişe yerine buna odaklanın derim…

Bir başka önerim de sizi bu şartların içinde mutlu edecek şeyleri kafanızda listelemek ve onları uygulamaya koymak… Kendinize daha fazla baskı yaratacak, baskı hissettirecek hiçbir şeyi yapmayın. Başkaları ne derse desin, sizi neyin iyi hissettirdiğini en iyi siz bilirsiniz.

Evin içinde bile olsa, yürüyüş, egzersiz yapmak da iyi gelebilir. Beyin egzersizle belli mutluluk hormonlarını salgılıyor biliyorsunuz. Bunu da abartmadan, size iyi geleceğini bildiğiniz şekilde deneyip uygulayın…

Kitap mı okumak istiyorsunuz, film mi seyretmek, müzik mi dinlemek, meditasyon yapmak mı, arkadaşlarınızla telefonda görüşmek mi, sevdiğiniz bir şeyi yemek mi… Neyi seviyorsanız, ne size iyi hissettiriyorsa onu yapın. Herkesin listesi değişik olacaktır… Ama mutlaka liste yapın, üzerinde düşünün. Günü akışına bırakmayın, kendiniz oluşturun, ve güzel oluşturun… İyi hissedeceğiniz şeylerle oluşturun… İyi hissetmeye, keyif almaya, güzelliklere, huzura, neşeye, mutluluğa odaklanın...

Tabii ki temizlik gibi mecbur olduğunuz şeyler de var, ama onları bile müzik dinleyerek yapmak mesela, ya da hayal kurarak yapmak o sırada sıkılmak yerine daha iyi hissetmeyi sağlayabilir… 

Umarım bu süreci, sağlıkla, huzurlu bir şekilde, sevgiyle, yardımlaşarak, insanlık için dua ederek, kendiniz ve başkaları için kolaylaştırarak, mutlu bir şekilde geçirirsiniz… 

Ve lütfen unutmayın ki, her şeyin en önemlisi, insanın kendi özvarlığı… O varlığın içindeki sevgi, mutluluk…

Yazıyı Ausey’in çok güzel bir sözüyle bitirmek istiyorum…

“Mutluluk seninle başlar, seninle biter.  Ne biriyle, ne işle, ne yerle, ne de maddi değerlerle…”   

Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin




İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:



Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır

(c) copyright İpek Cihan Bilgin




















30 Aralık 2019 Pazartesi

Reiki 1. Derece Eğitimi / 11 Ocak Cumartesi




REİKİ 1.DERECE EĞİTİMİ

11 Ocak 2020 Cumartesi Saat: 12.00-17.00

Yer: Moda – İstanbul



Reiki (Evrensel  Yaşam Enerjisi),  kökeni binlerce yıl öncesine, Atlantis ve Tibet gibi kadim uygarlıklara dayanan, ellerle kendine ve başkalarına şifa verme yöntemidir. Hastalıkları önleme, şifa, huzur ve aydınlık için sevgi dolu bir yoldur. Reiki iç enerji sistemimizi dengeleyerek, temizleyip yenileyerek, mutlu, sağlıklı, enerjik insanlar olmamızı sağlar.

REI ve KI sözcüklerinin birleşiminden oluşan Reiki sözcüğü “Evrensel Yaşam Enerjisi” anlamına gelmektedir.

Reiki Master (Üstat / Öğretmen) tarafından uyumlama (el verme / inisiyasyon) yoluyla kişiler Reiki kullanımına açık hale gelir. Bunu bir antenin o frekansı çekecek hale getirilmesine benzetebiliriz.

Reiki ile kişi kendini ve başkalarını fiziksel, zihinsel ve duygusal açıdan şifalandırmanın yanısıra, kişisel olgunluk ve bilgelik de kazanabilir.
Reiki ile yapılabilecek diğer şeyler şunlardır :

Hayvanları ve bitkileri şifalandırmak, yiyeceklerin vitaminini arttırmak, ikili ilişkilerde olumluluk ve mutluluk sağlamak, stresten arınmak,  takıları, eşyaları ya da yaşanan mekanları olumsuz enerjiden temizleyip daha huzurlu hale getirmek, kendini olumsuz enerjilere karşı korumaya almak, gelecekteki olayların gelişimini olumlu etkilemek, maddi sıkıntılar ve iş sorunlarına iyileştirici enerji göndermek. 


Geleneksel Reiki Eğitimi üç seviyede öğrenilmektedir:

Birinci Derece Reiki, İkinci Derece Reiki ve Master / Öğretmenlik seviyesi…

Birinci Derece Reiki Eğitimi:


Birinci Derece Reiki Eğitiminin içeriği şunları kapsamaktadır:

·        Reiki’ye giriş

·        Reiki’nin tarihçesi

·        Enerji olarak insan bedeni

·        Çakralar

·        Ellerle kendine ve başkalarına Reiki şifası nasıl uygulanır

·        Çakra temizleme ve çakra dengeleme terapisi

·        Uyumlama



(Eğitim sonunda kişiler Reiki birinci derece uyumlaması alarak Reiki enerjisine açılırlar.)

* Birinci Derece Reiki Eğitimi bir günlük bir eğitimdir.

* Eğitimle birlikte katılım sertifikası ve kitapçık verilmektedir.


Reiki ile ilgili önemli noktalar:

·        Reiki bir ruhsal aydınlanma ve şifa yöntemidir.

·        Reiki enerjisi ışık ve sevgidir

·        Reiki yalnız iyilik için kullanılabilir

·        Reiki ruhsal aydınlanmayı hızlandırır

·        Reiki Enerjisi her zaman her yerde kullanılabilir


11 Ocak 2020 Reiki 1. Derece eğitimi için

Kayıt son tarih: 9 Ocak Perşembe

Aşağıdaki iletişim numaralarından bilgi alabilir ve kayıt yaptırabilirsiniz.

Sevgiyle,

İpek Cihan Bilgin

www.duygusalarinma.com
05327163895
02163492227

Yeni yılınız kutlu olsun...


"Yeni bir yılla güzel bir başlangıç yapmak için..." / Youtube'da




Merhaba,

Siz de 2020’de yeni ve güzel bir başlangıç yapmak ve aynı zamanda da 2020 ile ilgili bilgilenmek istiyorsanız

“Yeni bir yıla güzel bir başlangıç yapmak için...” başlıklı videomuzu seyredebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=QfVok1QEQgE

YouTube kanalımıza abone olmayı ve videoların altına yorumlarınızı bırakmayı unutmayın lütfen...

Keyifli izlemeler dileğiyle...

Sevgiyle, 

İpek Cihan Bilgin