8 Mart 2024 Cuma
Dünya Kadınlar Günü'nüz kutlu olsun...
“Dünya Kadınlar Günü”nüz kutlu olsun…
26 Eylül 2023 Salı
Şimdi değilse ne zaman?
29 Mayıs 2023 Pazartesi
Seçim sonrası duygularımızı fark etmek...
3 Kasım 2022 Perşembe
Toka...
Acı konuşacağım ama bugün de böyle… Benim söyleyeceklerim eminim küçük bir çocuğun açlığından daha acı olmayacak…
Okulda arkadaşına “Sana en sevdiğim tokamı vereyim bana yemeğini verir misin?” diyen çocuğu eminim okumuşsunuzdur. Çocuk okula beslenme götüremiyor ve aç, arkadaşından yemek istiyor… Okuduğumda boğazım düğümlendi, gözlerime yaşlar doldu… Böyle bir durumdan daha acı değil başka şeyler yani…
31 Ağustos 2022 Çarşamba
Yeryüzünde uygarlığa dair ilk işaret - İnsanlıkla ilgili ilginç bir yazı...
Dr. Ira Byock’ın, antropolog (insanbilimci) Margaret Mead ve öğrencisi arasında geçen bir konuşmayı anlattığı bu yazıyı okuduğumda çok etkileyici buldum ve çevirip sizlerle paylaşmak istedim.
“Yıllar önce antropolog Margaret Mead’e bir öğrencisi tarafından, antik bir kültürde uygarlığın ilk işaretinin ne olduğu sorulur.
Öğrencisi Mead’in, balık oltaları, çanak çömlekten kaplar veya yontulmuş taşlardan bahsedeceğini düşünür.
Oysa öyle olmaz. Mead antik bir kültürde ilk uygarlık işaretinin kırılmış ve tekrar iyileşmiş bir uyluk kemiği olduğunu açıklar.
Hayvanlar aleminde herhangi bir hayvanın bir kemiği kırıldığında bunun ölümle sonuçlandığını söyler .
Kırık kemikle tehlikeden kaçamazsın, gidip nehirden su içemezsin veya yiyecek için avlanamazsın. Artık yırtıcı hayvanlar için sadece et haline gelirsin. Hiçbir hayvan kırılan kemiği iyileşene kadar hayatta kalamaz.
İyileşmiş bir kırık uyluk kemiği, bir başka kişinin düşmüş ve yaralanmış kişiyle zaman geçirdiğinin, yarayı sardığının, onu güvenli bir yere taşıdığının ve iyileşene kadar onunla kaldığının kanıtıdır.
Margaret Mead öğrencisine cevap olarak, uygarlığın zor durumda birine yardım etmekle başladığını söyler.
Bizler başkalarına hizmet ettiğimizde, en iyi halimizde oluruz.”
‘Uygarlığın başladığı nokta, başkalarına yardım etmek, hizmet etmektir.’ diyen antropolog Margaret Mead ve bu konuyu dile getiren Dr. Ira Byock bugün bize bu güzel hatırlatma ile ışık tutuyor bence…
Bizler başkalarına yardım ettiğimizde, bunu saf bir kalple, iyi niyetle yaptığımızda, bu iyilik hem o kişiye hem de bize mutluluk getirir… Evrenden bize iyilik olarak geri döner… Hayatımıza iyilik, mutluluk katar.
Uygarlığın başlangıç noktası olan iyilik ve yardım, dünyanın hala dönüyor olmasını, uygarlıkların hala sürüyor olmasını da sağlayan ana faktördür işte…
Ve bizlerin, dünyada daha mutlu yaşamamızı, birlikte el ele daha iyi bir hayat yaratmamızı sağlayan ana faktör…
Sevgiyle,
İpek
Cihan Bilgin
31.08.2022
İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:
(c) copyright İpek Cihan Bilgin
30 Ağustos 2022 Salı
7 Temmuz 2022 Perşembe
21 Haziran 2022 Salı
İyimserlik ömrümüzü uzatıyor mu?
Amerikan
Geriatri Dergisi’nde (Journal of the American Geriatrics Society) yayınlanan, uzun ömür ve iyimserlik arasındaki ilişki
üzerine yapılan bir araştırmaya göre, diyet kalitesi, fiziksel aktivite, vücut
kitle indeksi (BMI), sigara ve alkol tüketimi gibi sağlıklı yaşam faktörleri
uzun ömür ve iyimserlik arasındaki ilişkinin dörtte birinden daha azını
oluşturuyor. Araştırma faklı ırklardan ve geçmişlerden gelen yaklaşık 160,000
kadın üzerinde yapılmış.
Amerika’daki
Harvard T.H. Chan School of Public Health’ten araştırmacıların görev aldığı
çalışmanın başında Hayami Koga yer alıyor. Koga araştırmayı şu şekilde
özetliyor:
“İyimserliğin
kendisi sosyal yapısal faktörler tarafından şekillendirilebilse de,
bulgularımız iyimserliğin uzun ömür için faydalarının ırksal ve etnik gruplar
arasında geçerli olabileceğini gösteriyor.”
Uzmanlar,
iyimserliğin hayatın stres faktörlerini görmezden gelmek anlamına gelmediğini
söylüyor. İyimser insanlar, olumsuz şeyler olduğunda, kendilerini suçlama
olasılıkları daha düşük ve engelleri geçici ve hatta olumlu olarak görme
olasılıkları daha yüksek olduğu için, olumsuz engellere takılmadan
geçebiliyorlar. İyimserler ayrıca kaderleri üzerinde kontrol sahibi olduklarına
ve gelecekte iyi şeylerin olması için fırsatlar yaratabileceklerine de
inanıyorlar.
Ayrıca
farklı araştırmalara göre, iyimser olmak sağlığı da iyileştiriyor.
İyimserlik
ile daha sağlıklı beslenme ve egzersiz davranışlarının yanı sıra daha iyi kalp sağlığı,
daha güçlü bir bağışıklık sistemi, daha iyi akciğer fonksiyonu ve daha düşük
ölüm arasında doğrudan bir bağlantı bulunmuş…
İşte tüm bu
araştırmalar doğrultusunda bir kez daha anlıyoruz ki iyimser olmak, hem yaşam
kalitesini arttırıyor, hem de yaşamın her alanına olumlu olarak yansıyor… Hatta
yaşam süresine bile…
Tibet’in
ruhani lideri Dalai Lama da iyimserlik için: “İyimser olmayı seçin. Daha iyi
hissettiriyor.” demiş.
İyimserliğin, kendimizi iyi hissettirdiği gibi, artık araştırmalarla yaşamımıza olumlu katkısı da tespit edilmiş durumda.
Siz de eğer
bir iyimserseniz, iyimserliğinizi koruyarak böyle olmaya devam edin…
Tek yapmanız gereken hayatta her an her şeyde, iyimser olmayı, olumlu olmayı seçmek...
Sevgiyle,
İpek Cihan
Bilgin
21.06.2022
(Yazıda kullanılan kaynaklar ve alıntılar: Amerikan Geriatri Derneği Dergisi, CNN, Sözcü Gazetesi)
İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:
Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır
(c) copyright İpek Cihan Bilgin
19 Haziran 2022 Pazar
26 Mayıs 2022 Perşembe
Doğada vakit geçirmek psikolojimize iyi geliyor mu? Dünyadaki araştırmalar ne diyor?
Havaların iyice ısındığı, doğanın canlanıp güzelleştiği bu Mayıs günlerinde, artık bizler de daha çok dışarıda vakit geçirebiliyoruz.
Deniz
kenarında oturup dalgaları, onların bembeyaz köpüklerini, martıları ve karabatakları
izlemeyi, denizin sesini dinlemeyi, kokusunu içine çekmeyi… Ya da bir parkta ağaçların
rüzgarda sağa sola hafifçe sallanan yemyeşil dallarının altında, etraftaki harika
çiçeklerin mis gibi kokusu içinde oturup dinlenmeyi, belki dallardaki serçeleri
izlemeyi, rüzgarda hışırdayan yaprakların sesini dinlemeyi… Veya kırlarda
rengarenk çiçekleri toplamayı, ağaç altında piknik yapıp gökyüzünde akıp geçen bembeyaz
bulutları izlemeyi… Kim sevmez değil mi?
Peki bu güzellikler içinde, yani doğada vakit geçirmekle ilgili uzmanlar neler diyorlar?
Deniz veya
göl kenarında, bir parkta ağaçların altında veya ormanda, yani insanın kendi
yaşam şekline ve yerine göre olabilecek tüm doğal ortamlarda vakit geçirmek,
araştırmalara göre de insan psikolojisine, anksiyeteye ve hatta depresyona iyi
geliyor…
İngiltere’deki Essex Üniversitesinde depresyon hastaları üzerinde yapılan bir araştırma sonucunda, parkta yürüyüş yapan bir grup hastanın yüzde 90’ının o yürüyüşten sonra kendine güveninin arttığı, hastaların ¾ ünün de daha az moral bozukluğu hissettiği tespit edilmiş.
Yine İngiltere’deki aile doktorları bazı kronik hastalık vakalarında “doğada olmayı”, deniz kenarlarında veya kırlarda vakit geçirmeyi, reçetelerine eklemeye başlamışlar.
Dünyada
ayrıca psikologlar tarafından son yıllarda doğada yürüyerek veya oturarak yapılan
yeni bir yöntem olan “ekoterapi” kullanılmaya başlanmış durumda.
İşte bütün bu araştırmalar ve uzmanların görüşü aslında doğanın parçası olan insanın doğayla ne kadar iç içe yaşarsa, ne kadar çok doğada vakit geçirirse, hem ruh hem de beden sağlığının o kadar iyi olacağını gösteriyor bize…
Havaların özellikle artık güzel olduğunu düşünürsek, bu doğal yöntemi, yani doğada vakit geçirmeyi, kendimizi daha iyi hissetmek için neden bilinçli bir şekilde kullanmayalım, değil mi?
İşte siz de gerçekten kendi ruh-zihin ve beden sağlığınıza katkıda bulunmak istiyorsanız, enerjinizi, neşenizi arttırmak, sağlığınızı daha iyi hale getirmek, daha moralli, motive ve güçlü hissetmek istiyorsanız doğada vakit geçirmek eminim buna yardımcı olacaktır.
Tabi bunu yaparken, dikkat etmemiz gereken bazı küçük şeyleri hatırlatmak isterim:
Doğada vakit geçirdiğimizde, hiç olmazsa bu sürelerde, ne kadar süre olduğu önemli değil, cep telefonundan uzak kalmak eminim daha iyi gelecektir. Dikkati doğaya vermek, zihni daha rahat boşaltacak, doğal bir meditasyon gibi beden ve ruh sağlığına iyi gelecektir.
Ayrıca mümkünse bu zamanları kişinin ya pozitif olduğuna inandığı kişilerle ya da yalnız değerlendirmesi, onun kendisine yapıcı ve olumlu bir zamanı hediye etmesi demek olacaktır.
Bir de doğada vakit geçirirken, doğayı, onun döngüsünü, orada gerçekleşen ekolojik yaşamı, hayvanları ve bitkileri izlemek, kişiye bambaşka bir zenginlik katacak, onu hem dinlendirecek hem de kendi özüne yaklaştıracaktır.
Doğanın gücüne ve şifasına yürekten inanan ve hem kendi yaşamında bunu elinden geldiğince uygulamaya koymaya çalışan hem de seanslara gelen danışanlara meditasyon olarak doğada vakit geçirmeyi yıllardır öneren ve çok olumlu sonuçlarına hep tanık olan biri olarak, sizlere bu yazıyı, kendi evimin balkonunda, mavi gökyüzü, beyaz bulutlar, ağaçların dalları, kuşlar olan bir manzara ve balkondaki çiçeklerimin rengarenk görüntüleri ve büyüleyici güzellikteki kokuları (özellikle hanımeli ve hercai menekşelerin) eşliğinde yazıyorum…
Umarım, dünyadaki
bu konudaki araştırmalar ve doğada vakit geçiren insanların aldığı olumlu
sonuçlar sizin de hayatınıza ışık tutar ve katkı sağlar…
Ve böylece yaza
yaklaştığımız bu güzel havalarda dışarıda, doğada daha çok vakit geçirirken,
bunu bilinçli bir şekilde yaparak, ruh ve beden sağlığınızı da daha iyiye götürebilir,
kendinizi daha mutlu hissedebilirsiniz.
Sevgiyle,
İpek Cihan
Bilgin
26.05.2022
İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:
Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır
(c) copyright İpek Cihan Bilgin
18 Mayıs 2022 Çarşamba
"Göksel Yaşam Çarkı" Çalışması
Göksel Yaşam Çarkı çalışması,
kökeni Atlantis, Lemurya gibi kadim uygarlıklarda da kullanılan göksel haritalar
ve semboller gibi belli sembolik bir sisteme dayanan, kişinin kendi yaşamında
sahip olduğu bir soruna, ya da yol göstericiliğe ihtiyacı olduğu herhangi bir
konuya yönelik olarak, kişiyi belli ipuçlarını birbiri ardına açarak, adım adım
çözüme götüren, iç görü sağlayan yüksek enerjili bir bireysel çalışmadır.
Çalışma soru ve cevaplardan
oluşur. Katılımcı kişi hangi konuda istiyorsa çalışmaya bir soruyla katılır. Bu
soru, yaşamındaki çözmek istediği bir soruna, hayatında yapmak istediği bir
değişikliğe, ya da yaşamının tamamına yönelik yükselişle ilgili bir yol
göstericilik ihtiyacına yönelik olabilir.
Çalışma sürecinde katılımcı
kişi, önündeki 12 bölümden oluşan göksel çark haritası üzerinde sorusuna
yönelik olarak açılan ipuçlarıyla ve cevaplarla sonuca ve çözüme doğru adım
adım ilerler. Son kısımda da kişi kendi sorusuyla ilgili desenini tamamlar ve
cevabı netlikle görebilir.
Zaman insanlar için lineer
çalışırken, evrensel zaman “an”dır. Biz yaşamımızda herhangi bir değişikliği
aslında an’da gerçekleştiririz ve o değişimin iz düşümü insani zaman kavramıyla
gelecekte olacak gibi görünür. Oysa her şey evrensel bir küre gibi o anın
içinde gerçekleşmektedir.
Göksel Yaşam Çarkı
çalışmasında kişi kendi yaşamında çözmek ve değiştirmek istediği şeyle, kendi
konusuyla ilgili cevabını aldığında, niyetiyle değişimi de o an
başlatabilir.
Çalışma süreci içerisinde
katılımcı kişi eğer isterse, sorunun çözüldüğü potansiyel gelecekteki ana da
bir kısa yolculuk gerçekleştirip, o potansiyel gelecekteki kendi konusuyla
ilgili yeni durumu vizyon şeklinde görebilir veya bilişle algılayabilir.
Göksel Yaşam Çarkı çalışması
kişilerin kendi yaşamlarında çözmek istedikleri konularla ilgili derin bir
bilgelik ve iç görü kazanmalarını, ve yaşamlarını kolaylaştıracak cevapları
bulmalarını sağlamaya yönelik bir kişisel gelişim çalışmasıdır. Çalışma süresi
1-1.5 saattir.
Çalışmaya katılım için
aşağıdaki iletişim numaralarından randevu alabilirsiniz.
Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin
0532-7163895
0216-3492227
Kadınlar ilişkilerde ne gibi hatalar yapar? - 4- (ilişkileri düzeltmek için ipuçları) Youtube'da...
"Kadınlar
ilişkilerde ne gibi hatalar yapar? - 4- (ilişkileri düzeltmek için ipuçları)
başlıklı yeni videoyo aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.
(Serinin önceki videolarını da Youtube kanalında bulabilirsiniz.)
Yayınlanan videolardan haberdar olmak için kanalımıza abone olmayı ve videoların altına yorumlarınızı bırakmayı unutmayın lütfen…
Videonun hayatınıza ve ilişkilerinize ışık ve farkındalık katması dileğiyle…
https://www.youtube.com/watch?v=X-9xl6cAcjI&t=59s
Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin
İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:
Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır
(c) copyright İpek Cihan Bilgin
11 Mayıs 2022 Çarşamba
'İşini severek yapıp yapmamak...' Bugünden bir kahve öyküsü...
Üsküdar Amerikan Lisesi’nden çocukluk arkadaşım
sevgili Lale Saral Develioğlu “Karar Verdim !” isimli kitabında, Turkcell’e ilk
girdiği zaman yöneticisinin “Bu şirkette fark yaratmak istiyorsan bunu zekanla
değil, duygusal zekanla, insanlarla
iletişiminle ve ilişkilerinle yapabilirsin, çünkü burada herkes zeki…” dediğini
anlatmıştı…
Bugün,
baharın artık sıcak olmaya başladığı güneşli günde Bahariye’de bir
kafede oturup kahve içtim. (Kafenin önündeki kaldırımdaki masalarda) O civarda
bir işim vardı ve biraz erken gitmiştim, yarım saat dolanmak yerine oturup
kahve içip dinlenirim diye düşündüm beklerken… Akşamüstleri güzel havalarda
çalışma arası çok sevdiğim bir dinlenme şeklimdir bu benim. Müzik dinleyip tek
başına kahve içip, hayatın içinde akan insanları seyreder, kafamı boşaltır,
dinlenirim.
Bugün de
uzun süren kış ve serin havalardan sonra ilk defa böyle güzel bir hava ve imkan
bulunca sevindim açıkçası…
Yanıma yaklaşıp ne istediğimi soran garsona,
bir latte istediğimi ama kahvesinin az, sütünün
bol olmasını rica ettiğimi söyledim. Bunun üzerine garson bana ‘flat white’
getirmeyi önerdi. “Bu sizin istediğinize daha uygun süt köpüğü daha fazla.” dedi. Ben
‘flat white’la ilgili bir iki soru sorunca da garsonun yüzü düştü… Bildiğiniz,
sorduğum iki sorudan sıkılıp somurttu. Biraz sonra da kahveyi getirdi.
Flat white’ın tadına baktım çok acı, benim istediğimle alakası yok, kahve yoğun
hala. Kahvemi aldım içeri girip garsona “Bu benim için hala çok acı, süt
ekleyebilir miyiz?” dedim. Garsonun asılmış suratı daha da asıldı. “Tabi” deyip
kahvemi aldı gitti… Sonra işte sütü fazlalaştırılmış kahvemi getirdi ve hesabı
ödeyene kadar da bir daha konuşmadık. . (Bir de not: yer kalabalık değil, boştu
ben tek masaydım nerdeyse.)
Ben
orada olduğum süre boyunca işletmeler arasındaki farkı düşündüm… Kahve üç aşağı
beş yukarı aynı yapılabiliyor, mekan dekorları da aşağı yukarı aynı kalitede
olabiliyor ama bir yeri yer yapan aslında işletenler. Müşteriye nasıl
davrandıkları… Orada oturup ne hissettiğiniz sizin bir daha oraya gidip gitmeme
nedeniniz aslında… Tabi restoranlar için buna yemek kalitesi ve lezzeti de
ekleyebiliriz ama kafeler için farkı müşteri ilişkisi yaratıyor bence… Mesela
ben o kafeye bir daha gitmeyi düşünmüyorum. İki soru sorunca surat edilip
toksik bir davranış modeliyle karşılaşırsam o kahvenin artık ne önemi kalır…
Kendimi mutlu hissetmeyeceğim yere gider miyim?
Biraz
ileride “Fazıl Bey” var hem Türk kahvesi harika, hem de müşteriye davranışları
samimi, doğal, ölçülü ve saygılı… Her
zaman bilirsiniz ki aynı şekilde davranılır ve orası rahat edebileceğiniz bir
yerdir…
Yıllardır
oraya giderim hiç canım sıkılmadı, her zaman keyifli vakit geçirdim. ️
Bugün
değişiklik olsun diye başka bir yer denedim ve sonra işte bunları düşündüm
kendi kendime… Hatta Lale’nin kitabını hatırladım… Tavsiye ederim baskısı varsa
hala… Lale daha sonra Turkcell genel müdür yardımcılığına yükselmişti orada
çalışırken…
İnsan
ilişkileri, hangi
işi yaparsanız yapın, iyiyse, olumluysa sizi yükseğe taşıyor, kötüyse geriye
götürüyor… İnsanlara ve işe olumlu bir şey kattığınızda, değer
kazandırdığınızda, işinizi severek yaptığınızda ilerleyebiliyor, o olumluluğun
size geri dönüşünü, mutluluğu, başarıyı yaşıyorsunuz…
Hangi iş
dalı olursa olsun. Ne yaparsanız yapın. Sevdiğinizde
ortaya bambaşka bir şey çıkıyor… Sizi illa ki mutlu ediyor…
İşte
bugünden küçük bir kahve öyküsü… Fotoğraftaki
kahve başka bir kafeden. Umarım herkes kahveyi o resimdeki gibi kalbiyle
yapar… 💙 Ya
da her ne yapıyorsa ona kalbini katar…
Sevgiyle,
İpek
Cihan Bilgin
11 Mayıs
2022
İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:
Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır
(c) copyright İpek Cihan Bilgin















