8 Eylül 2019 Pazar

Kuzgun, yaşam ve sürprizler...






Öyle anlar var ki hayatta... Yolda öylece yürürken... Akşam yemeği için nerede otursak diye düşünürken... Beş dakika önce “Kuzgun’un da 2. sezonu başlıyormuş, biliyor musun...” diye konuşmuşken...

Hayat sürprizlerle dolu işte...

Ben pek TV seyredemiyorum açıkçası... Özel bir dizi olursa, biri bir şey önerirse ve denemek istersem... Vaktim varsa...

Bir arkadaşım önerdi bana geçen aylarda Kuzgun dizisini... Nadir dizi seyreden biri olarak, öneren arkadaşımın fikrine güvendiğim için, bir bildiği vardır diye düşünerek başladım Kuzgun’a.. Sonra sardı dizi... Merak ettim ne olacak diye... Öyle bitirdim 1. sezonu...

Oyuncuları bence çok başarılı... Başrolde Kuzgun, Barış Arduç ve Burcu Biricik... Barış Arduç çok yetenekli bir oyuncu... Yakışıklı evet, ama bana göre pek çok diğer yakışıklı oyuncudan farkı, yeteneği, iyi oyunculuğu...Barış dizide duyguları gözleriyle anlatıyor ki bence oyunculukta bu gerçekten zor ve önemli bir şey... Mesela sevdiği kıza kızgın davranıyor, onu reddediyor sözleriyle ama gözlerine bakıyorsun sevgi akıyor… O duyguyu izleyiciye geçiriyor...




İşte dün yolda yürürken, bir aile dostumuz ve annemle nerede yemek yesek diye bakınırken, tam aklıma gelip de o diziden bahsetmişken, Barış Arduç karşımda belirmez mi... Ben tabi coşkulu bir karakter olarak “Aa, Kuzgun, Barış Arduç, tam da senden bahsediyorduk.” dedim.

Çok şaşırtıcı bir andı hepimiz için.






Ve işte bu karşılaşmada Barış Arduç hal ve tavrıyla bir kez daha ailecek hayranlığımızı kazandı...Bir kere durdu, arkadaşlarıyla olmasına rağmen, ona gösterdiğimiz sevgiyi, ilgiyi karşılıksız bırakmadı, bizimle tek tek el sıkıştı, hatır sordu... Sanki önceden tanışıyormuşuz gibi son derece samimi bir şekilde karşılıklı sohbet ettik... Ben ona oyunculuğunu çok beğendiğimizi, takdir ettiğimizi anlattım ve iyi dileklerimi ilettim...

İşim gereği birçok sanatçıyla çalıştım, çalışıyorum da... Sanatçı olan, topluma mal olmuş, popüler kişilerdeki bana göre en güzel özellik, mütevazi olmaktır... Havaya girmemek, kendin kalabilmek. Doğallığını koruyabilmek...

Dün Barış Arduç’ta gördüğüm işte bu güzel özellikti... Bu onu daha da iyi bir oyuncu yaptı gözümüzde...

Barış Arduç’un instagramda 5.5 milyon takipçisi var… Az bir rakam değil… Sevilen, popüler bir oyuncu yani… Daha önce bir çok dizi ve filmde rol almış, Kuzgun’dan önce Kiralık Aşk dizisiyle tanınmış ve sevilmiş, ayrıca Mutluluk Zamanı, Deliha 1 ve Sadece Sen isimli filmlerde de oynamış… 

Barış yeni yeni parlayan genç bir oyuncu... Ama sadece oyunculuğuyla değil, karakteriyle de eminim daha da parlayacak...

Bu karşılaşmayla ilgili sizlere bir de dipnot düşmek istiyorum. Ben ve bizimle o an birlikte olan aile dostumuz, o diziyi seyretmiş sevmiş, Barış Arduç’u da bir oyuncu olarak çok beğenmiştik. Düşünün İstanbul’da 16 milyon kişi yaşıyor ve herhangi biriyle sözleşmeden karşılaşma olasılığı 16 milyonda bir... Arkadaşınızla bile sözleşip zamanı tutturamayabilirken, işte o an Barış Arduç’la aynı noktada yolunuz kesişiyor...

Hayatta şu kişiyle tanışayım, bununla görüşeyim diye hiçbir zaman bir çabam olmadı, ama şunu biliyorum ki ünlü ya da ünsüz kimi sevdiysem hayat karşıma çıkardı...

Siz de yaşamda şunu aklınızda ve yüreğinizde tutun derim:

Yaşamda neyi çok sevip isterseniz, yaşam size onu verecektir... Bu bir ev olabilir, bir araba, yeni bir iş, bir eş, bir seyahat... Sevdiğiniz bir sanatçının yurt dışındaki konserine gitmek... Bir filmde oynamak... Bambaşka bir şey ya da... Artık gerisi sizin hayalinize kalmış... 

İstediğiniz şeyi ne kadar güçlü ve saf şekilde istediğiniz sonucu getirecek...

Biliyorsunuz “Mucize” kitabımda da tamamen bu konuyu anlatıyorum... 
( http://www.duygusalarinma.com/tr/kitap ) Çalışmalarıma gelmiş, sonra kendi yaşamlarında değişiklik yaratmış, hayatta istediklerine kavuşmuş, mucizeleri kendilerine yaşatmış insanların gerçek öykülerini...

Yaşam, mucizelerle, sürprizlerle dolu harika bir macera...

Siz de kendi maceranızı yaşıyorsunuz... Onun da güzel sürprizlerle, harika mutlu anlarla, mucizelerle dolu olması tamamen sizin elinizde...

Gidip yaşamınızı mutlu anlarla, kendi mucizelerinizle, güzelliklerle ve sevgiyle doldurun...

Ve çokça da neşe ve kahkahayla...


Sevgiyle,

İpek Cihan Bilgin





İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:


http://www.duygusalarinma.com

http://icbakademi.com/






Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır

(c) copyright İpek Cihan Bilgin

Fesleğen misali...




Yazın bahçelerde, balkonlarda sakız sardunyaları, cam güzelleri, güller, karanfiller...
Rengarenk açan çiçekleriyle hayatımıza güzellik, renk, mutluluk katıyorlar...

Yazın bu güzelliklerinden farklı olarak bir başka güzellik de öyle rengarenk çiçekler açmayan ama yaz gelince pek çok kafede, restoranda görmeye alıştığımız, seralarda ve çiçek satan yerlerde hemen ön sıralarda yer alan fesleğen...

Fesleğen diğerleri gibi renkli değildir... Ama çok farklı özellikleri vardır. Bir kere mis gibi kokar ve sivrisinekleri de kaçırır o kokusuyla...

Ben çok severim, her yaz mutlaka alırım, balkonumda baş köşeye yerleştiririm... Ayrıca yenebilir olanları salata gibi yiyeceklere ya da ayran gibi içeceklere koyabilirsiniz. Harika tat verir her şeye...

İsimsiz kahraman gibidir biraz... Bir dizide ya da filmde mesela aktörleri, aktristleri yönetmeni biliriz ama arka planda emek veren diğer işleri yapan, o diziyi, filmi yapan diğer değerleri pek bilmeyiz.

Ya da hayatımızda insanlar vardır... Orada olmaları bizi çok mutlu eder, ama çok ön planda gözükmezler... Sessiz dururlar, sevgiyle öylece..
Fesleğen güzelliğinde... O değerde... Yaşama güzellik, renk, mutluluk katarlar...

Bu sabah kahvaltımı ederken masadaki fesleğenime baktım... O kadar güzeldi ki... Hiç resmini çekip koymadığımı fark ettim, bir gül gibi, ya da sardunya gibi...
Ve çekiverdim o güzelliğin fotoğrafını...

Hayatımızdaki sessiz sevgi dolu güzellikleri temsilen paylaşıyorum burada...
İyi ki varlar, iyi ki oradalar... Yaşamda var olan her zerre gibi çok değerliler...

Ayrıca bir de dip not paylaşayım... Fesleğen çiçek açar... Beyaz minik çiçekler... Yani sürprizlerle doludur...


Sessiz yeşil, güzel kokulu fesleğenden harika pıtırcık çiçekler çıkar... Her insanın ayrı bir cevher ve sürprizlerle dolu olması gibi.. Farklı özellikler, güzellikler taşıması gibi... Oradadır, baktığında görürsün...

Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin





İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:

http://www.duygusalarinma.com

http://icbakademi.com/






Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır

(c) copyright İpek Cihan Bilgin




Kaç ömür gerek daha çok sevmek için?





“İki ömrüm olsun isterdim; biri yaşamak, biri okumak için” demiş Goethe...

Sözü okuduğum zaman düşündüm... Kaç ömrüm olması lazım, kaç ömür isterdim dedim       daha çok sevmek, okumak, yazı yazmak, şarkı söylemek, dans etmek, yüzmek, gülmek, doğanın koynunda olmak, paylaşmak, ailemle dostlarımla daha çok yaşamak, yaşamak, yaşamak için...

Bazen bir ömür yetmiyor gibi geliyor insana Goethe misali... 


Zamanı sonsuzluğa yaymak lazım... Sonsuzluğu yakalayıp öyle yaşamak...

Sevgiyle,

İpek Cihan Bilgin




İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:


http://www.duygusalarinma.com

http://icbakademi.com/





Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır

(c) copyright İpek Cihan Bilgin



21 Ağustos 2019 Çarşamba

Güzellikler üreterek yaşama katılmak...



Çalışmalarıma gelen, hayatlarında bir takım sıkıntıları mutsuzlukları olan kişilerin hayatlarına baktığımda, eğer bunun için gerçekten ölüm, boşanma, ayrılık, iflas, kronik hastalık gibi travmatik büyük sorunlar yoksa, gördüğüm şey, yaşamlarında anlam eksikliği ve bir şey üretmenin boşluğu olduğudur.
Hayatta herhangi bir şey üretmeyen kişi, hayatında kendisine ya da başkalarına mutluluk verecek bir şeyle uğraşmadığı için, bir süre sonra yaşamın rutini içinde bunalmaya başlayacaktır...
Depresyon, takıntı, bunalım, mutsuzluk, çok aşırı sigara tüketimi, aşırı yemek yemek gibi durumların altında aslında kişinin yaşamındaki anlam ve mutluluk boşluğu, üretmemek yatar.
Yaşamın içinde sevgiyle bir şeyler üretmek, ne olduğu önemli değil, kişinin severek yapacağı her şey olabilir bu, yaşama, dünyaya, diğer insanlara katkıda bulunmak, aslında yaşama sevgiyle katılmak demektir...
Üretmek, sevdiğin bir işi yapmak, severek çalışmak ve iş üretmek de olabilir, bir hobi de...
Ya da diğer insanlar, yaşlılar, çocuklar, hayvanlar veya doğa için iyilik üreten gerçekten bu amaca hizmet eden dernek faaliyetleri de...
Geçen gün Bahariye caddesinde yürürken Kadıköy Halk Eğitim’in önünden geçiyordum. Aklıma oradaki yeni açılacak kurslar geldi... Girip içeri broşür aldım, merak ettim neler var diye... O kadar güzel değişik kurs var ki...
Ayrıca benim annem biliyorsunuz resim yapıyor, özel bir kursa devam ediyor  (http://www.cigdemkabadayi.com ) bir yıldan fazla bir süredir... Benim gözlemlediğim orada harika çalışmalar yapıyorlar ve annem o kursta hem güzel sosyal ilişkiler kuruyor hem de çok güzel yağlı boya tablolar üretiyor... Hayatı şimdi o hobiyle eminim daha mutlu ve anlamlı...
Başka bir arkadaşım ebru dersi veriyor atölyesinde... http://banuerdem.com/index.html
Buraya Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nin linkini ekliyorum. Bu hafta kayıtlar başlıyormuş. Eminim herkesin kendi bölgesinde de benzer kurslar vardır...
Yoğun çalışmasına rağmen hafta içi bir akşam sanat tarihi kursuna giden bir tanıdığım var. Dans kursuna giden ya da dikiş ve yemek kursuna giden başka tanıdıklarım, arkadaşlarım da... Kimisi işten çıkıp gidiyor, kimi ev hanımı ve o kurslara devam ediyor...
İşte şimdi kursların başlama zamanı... 
Hayatınıza bir bakın... 
Eğer monoton ve rutin görünüyorsa, boşlukta ve mutsuz hissediyorsanız, düşünün bakalım ne yapsanız hayatınıza daha renk ve güzellik gelebilir? Ne üretmek sizi mutlu edecek?
Sonra gidin uygulamaya koyun... Eminim sevgiyle yaptığınız her ne olursa sizi, ruhunuzu, yaşam enerjinizi yükseltecektir... Hayatınızı daha mutlu, anlamlı kılacaktır...

Sevgiyle,
İpek Cihan Bilgin




İpek Cihan Bilgin’in web sitesi:

http://www.duygusalarinma.com

http://icbakademi.com/





Blogtaki tüm yazıların yayın hakları saklıdır

(c) copyright İpek Cihan Bilgin